Bu içerik tarafından oluşturulmuştur.

Mor Saçlı Örümcekler

Sanırım en çok inanmak istemişim bütün bu sanrılara. Aslında çok komik tüm bunlar. Düşlediğiniz ama için için var olmadığına inandığınız her şeyi düşünün ve sonra bir gün her şeyden habersiz bunlardan bahsederek hepsini gerçekmiş gibi size anlatan birini bulduğunuzu. Sanırım ‘O’nu bulmak benim kırılma noktamdı. Sürekli düşünsem de bir şeyleri saklamaya o denli mecbur hissetmişim ki kendimi ömrüm boyunca, şimdi hiç birini su yüzüne çıkaramıyorum, tuhaf ve komik bir durumun içindeyim. Bütün bunlar gerçekten çok komik ama ben güldükçe herkes bana acıyarak baktı. Ve sonra pılımı pırtımı toplayıp bir beyaz odaya yerleşmem gerekti. (hatta hiçbir şeyi toplamadan apar topar da getirilmiş olabilirim, hatırlamıyorum)

Her sabah aynı beyaz odanın içindeki beyaz yatakta uyanıyorum şimdi, başucumda hep aynı iki ilaç, biraz süt, bir muz ve  plastik bardakta su. (cam değil mazallah kırıp elimi kesebilir o bardak bilinçsizce, yoksa kendime zarar verme  eğilimimle alakası dahi yok.)

Önce muzu yiyecek ve sütü içeceksin Betül, sonra ilaçları avucuna alıp biraz renklerini düşüneceksin, gözlerini kapatıp onları dilinin üzerine terk edecek ve suyu içeceksin. Unutma suyu içerken onların yolculuğunu düşüneceksin, yavaşça yemek borundan kayıp midene ulaşmalarını. Hayır kusmayacaksın, kusmayı düşünme. Kıvrımlı hissedeceksin her şeyi, beynin kıvrımları, midenin kıvrımları, çarşafın ve yatağın kıvrımları, duvarların ve odanın kıvrımları, saatlerin ve günlerin kıvrımları. Kıvrımlı zamanların kıvrımlı yalnızlıkları gibi, her seferinde teker teker takılıp düşecek düşüncelerin düşündüğün her şeyin kıvrımlarına Betülcüğüm ve sen bardağı usulca komodinin üzerine bırakırken gülümseyeceksin. (çok komik)

Naif ve kırılgan kelimeler düşüneceksin sonra “hoşça kal” gibi, keşke ismin Hoşçakal olsaydı, evet. O bilindik hastanenin bilindik penceresinden dışarıya bakıp, sonbaharı düşleyeceksin tüm ağustoslarda, sonbahara dokuz var nasıl olsa. Oysa bir kalmalıydı.

Saçlarımı çekmem psikolojik bir hastalıkmış, diğer birçok davranışım gibi, oysa ben bunlarla o kadar iç içeyim ki hepsi bana normal geliyor, normal kelimesi eğilip bükülüyor gözümün önünde ve bir girdaba dönüşüyor yavaşça, hemşire geliyor gülümseyerek, bugün nasıl olduğumu soruyor. Gözlerine bir sürü deliyle uğraşmanın verdiği bir bıkkınlık sıvanmış durumda, kazısak çıkmaz belli. Keşke merak etselerdi gerçekten nasıl olduğumu, hiç merak etmediler, iyiyim diyorum gülümseyerek. Senin burada olmanı hiç anlamlandıramıyorum diyor, oysa çok normalsin sen, en az benim kadar. Normal kelimesi yine eğilip bükülmeye başlıyor gözümün önünde, göz çukuruma yavaşça elini uzatıp göz küremi çıkarıyor yavaşça, şimdi boş kalan yeri kendiyle dolduruyor, normal, normal, normalce normal her şey.

Doktor saat iki gibi gelecek, biliyorum sayın hemşire, benim ne kadar iyi olduğumu anlatacaksınız siz ona, ben de onaylayacağım ve gülümseyeceğim. Hatta komik şeyler söyleyip sizleri güldüreceğim, kendime bile itiraf edemediğim cümle yine dökülmeyecek dudaklarımdan; “hayır, ben iyi değilim, iyi değilim, hiç, iyi değilim hiç, acı çekiyorum, acılarım bile acıyor, acı ve hatta…” sadece gülümseyip buranın çok sıkıcı olduğunu söyleyeceğim. Hayır, pencereden atlama arzumdan, bütün pencerelerden teker teker düşemeyeceğim ve tek birini seçip onu özelleştirmem gerektiğini anladığım için vazgeçtiğimi anlatmayacağım.  Onun yerine, çiçekli pencere romantizmi yapıp çocukluğumda yaşadığım evin çiçekli bahçesinden bahsedeceğim. Her şey normal olacak normal kadar normal olmaya devam edecek, yakında siz de gönderirsiniz beni zaten buradan. (ve bütün bunlar çok komik olmaya devam edecek)

Her şeyin bilindik bir tekrar içerisinde mahkûm olması ne kadar da komik. Asla özgür hissedemiyorum bu yüzden. Her yerde mor saçlı örümcekler var ve onlar bir havuzu değil, zamanı dolduruyorlar tek bir musluktan, bense boğuluyorum havasızlıktan değil de bana terk edilen tüm boşluklardan. Tüm bunlar bana ne hissettiriyor bilmiyorum, ulaşamayacağım yerlere kaldırılmış sanki duygularım ve her şey bana sadece komik geliyor. (ve evet bu da çok komik)

Geçenlerde ağlamaya çalıştıktan sonra üç saat aralıksız güldüm, bütün bunlar bence çok komik ve tuhaf olan tüm bunlara benden başka hiç kimsenin gülmüyor oluşu. (öte yandan bence bu daha da komik)

hayır,

aralıksız acı

çekiyorum,

vebuçokkomik.


FACEBOOK YORUMLARI


Tipsy Channel üzerinden yorum yapmak için oturum açmanız gerekmektedir.