Bu içerik tarafından oluşturulmuştur.

Küf içinde

Bir..iki..üç.. çaaatttt.. bu kapı hep böyle zor mu kapanırdı acaba? bilmem ki.. ben geldiğimden beri böyle lanet kapı.. kim bilir belki bu kapı yüzünden çıktı eski kiracı, artık canına tak etti de bir gece yarısı bir..iki..üç çaaatttt yapıp gitti. Bir daha da dönmedi. Belki de komşular çıkardı onu evden. Yeter be hayvan…aaa her sabah akşam çaaaatt çaattt.. bizimki de kafa ama… olur mu olur, insan bu, bir yere kadar tahammül eder, sonra booomm, patlayıverir. Bazen rüyalarıma girer kapı, kan ter içinde uyanırım o rüyama girince, rüyamda sayıp dururum bir..iki…üç.. ama kapanmaz, o kapanmadıkça ben de oradan ayrılamam, böyle bir sonsuz işte.. kapı önünde geçen bir ömür, ah ne boktan bir hayat olurdu böylesi.

Neyse bugün şanslı günümdeyim sanırım, bir kerede kapadım kapıyı. Dairenin kapısından sonra on beş basamakta apartman kapısındayım, biri sekiz diğeri yedi toplam on beş basamak, bir tarafın basamağı neden bir tane fazla ? O kadar düşündüm bunu ama çözemedim, mimar Hikmet’e sormalıyım bunu. Aman onun da burnu bir karış havada, işim düştü ya iki saat işini anlatır durur, sanki dünyanın en mühim işi onunki… ah canım sen belki hafife alıyorsun bizim işi ama bu iş öyle böyle bir iş değil, bak biz medeniyeti temsil ediyoruz, şu gördüğün yapılar insan mahlukunun dünyaya egemenliğini ilan etmesi demektir, bak eskiden insanlar doğaya mahkum yaşarlarmış, şimdi öyle mi, doğa insanın avucunun içinde oyuncak, bizde insanın krallığını gösteriyoruz kat kat yapılarla. Hikmet’in anlatacağı bitmez.. bundan dolayı ben Hikmet’e bir şey sormam, sormayı düşünürüm ama sormam. Ah umarım bugün de kaçırmam otobüsü yoksa nuri bey basacak paparayı yine, sende hep geç kalıyorsun A… böyle devam edersen senin için iyi olmayacak sonra demedi deme..

Ciğerlerim patlayıncaya kadar koşup otobüse yetişmeyi başardım. Bugün Nuri beyin pis bakışlarına maruz kalmayacağım için çok mutluyum. Bu kız yine tam karşıma gelmiş, buraya taşındığımdan beri her gün karşılaşıyoruz bir kez merhaba bile demedi. Sen dedin sanki korkak herif.. öylece durup gözlerimin içine bakıyor, pek de güzel bakıyor yalnız, oturup karşılıklı birer bardak çay içsek eminim dudaklarından dökülen kelimeleriyle tatlandırır çayımızı. Nuri beyin o iğrenç suratıyla karşıma dikilip laf etmeyeceğini bilsem indiği durağa kadar gider konuşurdum. Nahh konuşurdun! Konuşacaksında ne diyeceksin ? Buluruz elbet diyecek bir şey… hımm.. şey.. hanımefendi kaç zamandır otobüste karşımda oturuyorsunuz acaba bundan sonra beraber mi otursak, siz benden önce biniyorsunuz yan koltuğu bana tutarsınız ben gelip yanınıza otururum, yo katiyen geç kalmam.. saçmalama zevzek böyle konuşta kız seni deli sanıp kafana indirsin çantasını. Aman allahım kızın hayaline dalıp durağı kaçırıyordum. Otobüsten inince tam seksen üç adım sonra bizim yazıhane, ne uzak ne yakın, tam benim için ideal mesafe, çok yürümeyi sevmem. Bir..iki..üç..seksen iki..seksen üç..yazıhanenin kapısında durup adımlarımı saymaya ilk ne zaman başladığımı düşündüm. Kendimi bildim bileli adımlarımı, basamakları, hatta bazen kaldırım taşlarını sayarım. Belki de bu bana tanıdık yerde olduğum hissini ve güvenini veriyordur, kim bilir. Birden yazıhanenin kapısı açılıverdi, Nuri Bey, ne dikiliyorsun kapının önünde be adam, bak geçen cuma verdiğim yazıyı bitirmemişsin hala, ben şimdi notere gidiyorum döndüğümde hazır olsun yazı yoksa külahları değişiriz. Şöyle okkalı bir tokat vurup suratına, biz sanki bilmiyoruz notere değilde Ayten orospusuna gittiğini, orospunla düzüşeceğine yazını kendin bitir, diye burnuna burnuna konuşacağım bir gün… konuşacağım konuşmasına ama sonra gelsin işsizlik, kira, faturalar, kim ödeyecek tüm bunları.. hele bu devirde işsiz kalmak ölümle eş değer, kolay mı iş bulmak! Bak Rıfat’a beş aydır işsiz işsiz geziyor ortalıkta, en iyisi çenemi kapatıp işimi yapmak, Nuri beyi de unut gitsin canım nasıl olsa konuşur konuşur susar.

Nuri Bey tüm nezaketsizliğiyle sabah beni karşılamış oldu böylece. Nuri beye göre nezaket eşitler arasında yapılırdı. Çalışanlarına ya da kendinden düşük gördüklerine karşı asla nezaket içinde bulunmaz, hatta bu tarz kişilere karşı nezakette bulunmanın kendisini aşağılayacağını düşünürdü. Az önce ne dikiliyorsun kapının önünde diye gürleyen nuri bey içeriye gireceğimi bile bile kapıyı kapatıp gitmişti, bu hareket nuri beyin nezaketsiz tavırlarının en ufağıdır.

Her zaman yaptığım gibi içimden söylene söylene Dilber hanımın kapıyı açmasını bekledim, kapıyı açınca yüzüme içten gülümsedi Dilber hanım, zaten bu yazıhanende ve belki bir çok yerde yüzüme içten gülümseyen tek insandır kendisi. Dilber hanım otuz beş yaşlarında iki çocuklu bir duldur, kocası üzerine kuma getirmeye kalkınca şişlemiş herifi, herifte kaçıp gitmiş, bundan dolayı çok saygı duyarım kendisine. İçeri girdiğimde çalışmaktan yorulmayan, emekliliğinin üzerine çalışmayı sürdüren Nejat bey pis pis güldü yüzüme, yahu sabah sabah yine yedin fırçayı haaaa haaaa haaa! Nejat beyin kesik kesik gülmesi beni çileden çıkarır, karşısına dikilip suratının orta yerine tükürmek isterim ama yapamam sadece içimden düşünürüm o kadar.

Masamın üzeri yine bir yığın evrakla dolmuş, işten kaytaran kim varsa evraklarını benim masama yığar, hep içimden söylendiğim, karşı çıkmadığım, aklıma geleni yüzlerine varmadığım için bu yaparlarken utanma duygusuna sahip olmazlar. Otobüsteki kızın yüzümde bıraktığı gülümsemeyi çok fazla sürdüremedim tüm bu insanlar yüzünden, yerime oturur oturmaz evrakları elime alıp önce Nejat beyin kapasına sonra Gül olacak yosmanın kafasına fırlatmak için yerimden kalmayı düşündüm, sadece düşündüm.. yapamadım.. daha kaç şeyi böyle düşünüp de yapamadığımı hatırlamaz oldum artık. İzmir’deki evimize kurulup tek kuruş vermeyen abime haddini bildirmeyi düşündüm, beni bakkalla aldatıp öğretmen beye kaçan karımın suratına tükürmeyi de düşündüm, hatta sürekli sarhoş gelip daireleri karıştırıp her gün gecenin köründe kapımı çalan komşumun suratına okkalı bir yumruk yerleştirmeyi bile düşündüm. Bu masada oturduğum her saat benim burada ne işim var diye düşünürüm ama oturmaya devam ederim. Bu insan denen varlığın en büyük düşünürü ben olmalıyım diye düşünürüm arada…

Ömrüm böyle düşünüyor bir şey yapamadan bu masada, yatağımda, otobüs koltuğunda, elektrik sırasında küflenerek yok olup gidecek sonunda…


FACEBOOK YORUMLARI


Tipsy Channel üzerinden yorum yapmak için oturum açmanız gerekmektedir.