edebiyat kategorisinde paylaşılan içerikler gösteriliyor.

Rüzgar sesi

Uzun bir yolculuktan dönmüş gibi üzerinde, hayat yorgunluğun tonlarca yük ağırlığı vardı. Her şeyi geride bırakıp yeni kurduğu düzende, yalnızlığı seçmişti. Yalnız olmaktan memnundu, son zamanlarını bir başına geçirebileceği sorunsuz bir yaşam istiyordu.

Payidar amca 82 yılı tek solukta yaşadı. Yaklaşık otuz bin gündür iyisiyle kötüsüyle nefes alıp verebiliyordu.  Dünyayı üzerinde

Göster bana!

Küf içinde

Bir..iki..üç.. çaaatttt.. bu kapı hep böyle zor mu kapanırdı acaba? bilmem ki.. ben geldiğimden beri böyle lanet kapı.. kim bilir belki bu kapı yüzünden çıktı eski kiracı, artık canına tak etti de bir gece yarısı bir..iki..üç çaaatttt yapıp gitti. Bir daha da dönmedi. Belki de komşular çıkardı onu evden. Yeter

Göster bana!

Mor Saçlı Örümcekler

Sanırım en çok inanmak istemişim bütün bu sanrılara. Aslında çok komik tüm bunlar. Düşlediğiniz ama için için var olmadığına inandığınız her şeyi düşünün ve sonra bir gün her şeyden habersiz bunlardan bahsederek hepsini gerçekmiş gibi size anlatan birini bulduğunuzu. Sanırım ‘O’nu bulmak benim kırılma noktamdı. Sürekli düşünsem de bir şeyleri

Göster bana!

Charles Baudelaire’li geceler: Saçlarda Bir Yarımküre

Saçlarda Bir Yarımküre

Bırak da uzun, uzun, uzun zaman içime çekeyim saçlarının kokusunu, bir kaynağın sularına yüzünü daldıran bir susuz adam gibi yüzümü daldırayım içlerine, kokulu bir mendil gibi elimle sallayayım onları, sallayayım da anılar silkelensin havada.

Saçlarında bütün gördüklerimi, bütün duyduklarımı, bütün işittiklerimi bir bilseydin! Başka insanların ruhu ezgiler

Göster bana!

Gecelerden bir gece…

Gecelerden bir gece

Tenimin uçsuz bucaksız köşelerine

Ve bedenimin soluksuz kahkahalarla aşık olduğu gözlerle,

Rengini anımsayamadığım, gökkuşağından yapılma bir buse,

Tüm zerrelerime dokunmakla tehdit etmişti beni.

 

Sevdaya soyunup yıldızları giydim bende

Gecenin çeyreği yarısına koşmadan evvel;

Durdu…

Ve çiçek oldum.

Gökkuşağının her bir renginde açtım

Buseler bir bir damladığında.

 

Mayhoş bir huzur sağanak bir sarhoşluğa tuttu beni.

Göz kapaklarım dans etmeye başlayan

Göster bana!

Dilim Sürçerse Affet Tanrım, Pelteğim

Eskimiş ruhlar pazarı gibi bir düş
Satılığa çıkan klimanjarolu bir kadın, yahut tespih.
Gündüzün pencereden uzanması içerilere
Odayı yakıp kavuruşu belki de bundan.

Sonsuzluğa özenmiş üstümüzde durup durur.
Aşağısında bir yaşam ölüp biter, yavaş!
Ayrılırken en ince renklerine bütünlüğüm
Cuma günleri tapınmam, belki de bundan.

Arsız, eğri büğrü bir kayalığın üstünden aşağılaraGöster bana!

o kadının adı yok

kum tanelerinin bile yayılışında bir mana vardır bir düzen , rastgele dizilmiş olduklarını mı düşünüyorsun sen hala .

ama efendim diye kesecek oldum sözünü , daha bitirmedim dedi gözleri sol alta kaydı kalbinini teğet geçip ( bunu herkes bilir , bir şey anlatırken ve ya anımsarken sol alta bakarız sonra

Göster bana!

yıldızların uzaklığına övgü

kargaşa.
anılacak günlerim olmadı mı benim?
ayaklarımın korkusuzca çiçeklendiği,
silahıma yapışıp sabahın serinliğini
beklediğim,
kuzey gemileriyle sağır olduğum günler,
sepet örmeyi unuttuğum günler olmadı mı?
ey geceyi ve kahverengi bir düzeni taşıyan ellerim!
yüzümün uğultusuyla şaşırtın beni.
o karanlık ormanı yangına vurun.
çünkü ben de kaçarken ardımda kalanları yakıyorum.
ama

Göster bana!

Uykumun Diğer Ucu

Ben evime dönmek istiyorum, söğüdümün kavuğuna. Çimen kokan yastığımı özlüyorum, güzel gün doğumlarında.

Ayak parmaklarımı birer birer toprağın dibine saplamak, serinliği kalbime taşımak istiyorum. Gözlerimle göğü içime çekmek, nefesimle yağmur olmak…

Geceleri kayan yıldızlarla ateş olmak, tatlı bir uyku bastırıncaya kadar dans etmek istiyorum, ardından çiçeklerle beraber rüyaya uyanmak.

Kuşların şarkısı, sesimden günün

Göster bana!

Vals Of The Eyes

Yılbaşı arefesiydi o gün. 2017’ye saatler kala…

Rengarenk ışıklarla bezeli başkent akşamı, yıllar sonra ilk kez yılbaşına rastgelen kar yağışının da eşliğiyle, hiç bu kadar güzel olmamıştı.

Cumartesi günü olmasına rağmen fazla mesai yapıyordu Adam.

İşten çıkar çıkmaz hızlı adımlarla metronun yolunu tuttu.

Her taraf birbirine sırnaşık insanlarla doluydu.

İnsanları sevmiyordu Adam.

Sevmeyi yıllar önce bırakmıştı.

 

Haftalar

Göster bana!