Bu içerik tarafından oluşturulmuştur.

Denizdeki insanoğlu

Çoğu çevremdeki insanlar, insanları izlememi doğru bulmuyorlar. Çok dik bakıyormuşum, yanlış anlaşılacakmış, ayıpmış(!)-en sevdiğimde bu- ayıp.. iki sokak ilesinde küçük bir kız ara sokakta tecavüze uğruyor, unutuluyor, kıza o saatte orada olmasaymış yorumları geliyor ve diğerleri de buna “ayıp” denilmesi gerekirken ona katılıyorlar. Ama tabi ki konumuz bu değil. Çünkü bunu benim demem büyük “AYIP!”.. her neyse konumuza dönelim; deniz ve insanlar..

Her uğradığım şehirden bir ruh getiriyorum odamdaki vitrinime. Mesela en son; kara’denizin yanında martılara sofra hazırlayan, aynı zamanda yavrusuna gülücükler saçan o masum kadının ruhunu getirdim. Çok masumdu. Demek ki çok delirtmişlerdi. Yavrusuna bakışlarıydı benim ona olan dikkatimi çekmesi. Bir annenin en güzel gülümsemesiydi o tebessüm. Çünkü o tebessümün sahibi yavrusu, oğluydu. Haklıydı gülümsemekte. Yavrusu daha, daha çok yavru ve çok tatlı idi -tüm çocuklar gibi-. Bu güzel tabloyu izlerken, tablonun çerçevesindeki başka bir kadın dikkatimi çekti. Önümdeki sahneye rağmen o yalnızdı. Yalnız. Derin, derin denize bakıp düşünüyordu,  ya intihar edecekti ya da deniz kızı olmaktan istifa edecekti. Yanında, sağından, önünden, arkasından insanlar geçiyordu. Ama o hiçbirini ne görüyor ne de hissediyordu. Evrende sadece o ve önündeki kara’deniz vardı. Açıkcası bir ara kalkıp denize attığı  o düş balıklarını sormak çok istedim amma ve lakin biliyorsunuz bu “ayıp” olabilirdi. O nedenle izlemeye ve anlamaya devam ettim. İki adım atıp, tekrar duruyordu. Adımları bir aşkın ağırlığı kadar ağır ve düşünceleri adar yavaştı.  Saçları savruldu denizin rüzgarından o sırada gördüm ” saklı sırları.. sonra saatine baktı ve birden gözden kayboldu. Kırılmıştım biraz ama yine de onu tanıdığıma memnun olmuştum.

O sırada önümdeki tabloda temizlenmişti. Ne o gülücükleri hak eden  yavru ne de gülücükleri armağan eden anne vardı ortada. Belli ki aradan baya zaman geçmişti. Bulutlar azalmış, dalgalar hızlanmış, insanlar kaçmışlardı. Çevrede kimseyi göremedim ve denize uzattığım ayaklarıma bakıp, yattım çimenliğe  ve gökyüzüne anlattım günümü. Evet çevremde hiç kimse yoktur ama ben hep gökyüzünün altındaydım. İhtiyacım olmuyordu, böyle zamanlarda insanlara. Memnundum halimden, deliliğimden. Çünkü memnun olmayı öğrenmiştim ben.

Gökyüzünün altında olduğum sürece memnun olacağım, sen ne’den memnunsun ?


FACEBOOK YORUMLARI


Tipsy Channel kullanıcıları ne diyor?

Tipsy Channel üzerinden yorum yapmak için. oturum aç manız gereklidir.


  • insan denize uzattığı ayaklarına bakar mı hiç; ayıp!

    Uğur Çiftci 2 sene önce


  • Kanımda yeterince alkol varsa yaşamaktan gayet memnun oluyorum.

    Seda Özcan 2 sene önce


  • Saatlerce iş gücümü satarak geçirdiğim günün ardından sadece ben istediğim için kapılarının açılıp kapandığı, sadece benim hazırladığım playstin çaldığı, sadece benim pisliğimin bulunduğu ve sadece benim istediğim kişilerin içinde bulanabildiği bir eve gidebilmek memnun ederdi sanırım beni. Hee, bi’ de iki bira.

    Ozan Deniz 2 sene önce


Tipsy Channel üzerinden yorum yapmak için oturum açmanız gerekmektedir.