Bu içerik tarafından oluşturulmuştur.

“biz neyiz şimdi seninle”

Birkaç adım attım.

Birkaç adım attım ve yürümeden devam ettim boşlukta.

Karanlıkta ellerim acıyı seçemiyor, tek hissettiğim göğsümdeki ağrı ve uzayıp giden bir daire. Daireler hep uzar ve uzaya giderler bazı günlerde. O bazı günlerden birinin tam ortasındayım ben ve bu tam ortada kalmışlığın karanlığıyla boğuşacak kadar güçlü değil ellerim artık. Ellerim artık güçlü değil çünkü ellerimi tuttun, sen ellerimi tuttun da bir de üstüne bıraktın. Bu toprağın ruhunu çalmaktır, bir dalgayı bir kavanoza hapsetmek ya da aklına gelen en korkunç his, her neyse. Bir daire olup uzaya uzadığım böyle günlerde, böyle günlerde birçok şeyi unutuyorum. Eve nasıl döneceğimi hatırlamaya çalışıyorum inanır mısın, bir evim olmadığını unutarak. Annemi pencerenin önünde hayal ediyorum, çiçekleri suluyor. Babam gözlerimin içine baka baka o silahı şakaklarına dayamış, ben yalvarıyorum, durmuyor. Zaman böyle günlerde hiç durmuyor. Zaman ellerimden akıp gidiyor tutamıyorum, tutmak istediğimde ellerini de tutamıyorum, kalbimden ciğerime bir çizgi çekiliyor o an, bir top acı oluyorum, silah sesi susmuyor. Annem çiçekleri suluyor, annem camdan dışarı bakıyor, bakıyor ve hiç konuşmuyor. Sonra önce insanlar boşalıyor evdeki, sonra eşyalar sonra ruhlar, anılar ve geriye kalan her şey. Babam bana vasiyetini okutuyor ben yere kapaklanmışım. Baba dur diyorum, durmuyor.

Annem çiçekleri sularken pencereden bakarken uzaklara dalmış. Annemin bakışlarının daldığı yerden çıkıyor bedenime giren kurşun. Nefes alıyorum, kalbime dur diyorum, durmuyor. Beynime sus diyorum, susmuyor, anılar duvarlara çarpıp yankılanıyor her sabah ve akşam ve ikindi.

Böyle zamanlarda insan kendini tutamıyor.

İnsan en çok kendini tutmalı oysa. Mesela penceresinden atlamamak için bir binanın, ya da ceplerine taş doldurup çökmemek için dibine bir gölün, ya da içmemek için o son birayı, atmamak için o son mesajı insan kendisinin yakasına yapışmalı.

Yapamıyorum, annem duruyor hiç kıpırdamıyor anne diyorum, kıpırdamıyor, anne diyorum, gel, babam durmuyor. Annem gelmiyor. Ölen annem mi babam mı seçemiyorum gözlerim kanlandığında. Hayat, içime çökmüş bir keder tortusu olan bu hayat, dur diyorum durmuyor. Beni dibe çeken bir taş saplanmış kalbime. Ellerimi annem de babam da tutmuyor. Beynimin arka odasında binlerce hayalet saklıyorum, kimse bilmiyor. Kimse bilmeyecek, kapattığım kapıların ötesine kimse geçmeyecek, ama hayaletler ölmüyor.

Ben tanımadığım bir dosta dahi kendimi anlatamam, çünkü olanı biteni en çok kendimden saklıyorum. Kendime anlatabildiğim gün, öleceğim. Öldüğüm gün, o gün, gel diyorum gelmiyor.

Gel diyorum, bari sen gel, gelmiyorsun.

Ellerim karanlık dairelerde sigaralar yakıyor, her hücrem çığlık çığlığa, bir kaçı intihar ediyor. Karanlık sayfaların içinden yol açmaya çalışıyorum, kazdığım çukurlara takılıp kendim düşüyorum.

Ben düşüyorum.

Babam, elinde silah, durmuyor.

Annem, hiçbir ölümü, duymuyor.

Sen gelmiyorsun.

Sağlık olsun, ama olmuyor.

 

“-biz neyiz şimdi seninle

-hiçbir şey.”


FACEBOOK YORUMLARI


Tipsy Channel kullanıcıları ne diyor?

Tipsy Channel üzerinden yorum yapmak için. oturum aç manız gereklidir.

Tipsy Channel üzerinden yorum yapmak için oturum açmanız gerekmektedir.