Berat Aydın

@beatturist

Aptal bir sistemde alabora olmuş bir gemi kaptanıyım. Ne bir Shakespeare ne bir Karl Marx'ım. Nerden baktığına bağlı Komünist değil elleri yağlı bir Anarşist. http://beatturist.blogspot.com

2015-01-09 20:36:43 tarihinde katıldı.

http://beatturist.blogspot.com

10 makale yayımlamış.

Enstürmantal Sonbahar

Hayatımın en kötü zamanlarını yaşadığıma belki zaman geldi ve kendimi bile inandırdım, oysa o filmde yaşayan adamın dediği gibi “nereden biliyorsun hayatının geri kalanının en güzel gününün, bu kötü günler olmayacağını.” Ben bir piyanonun kenarında bekliyorum şimdi, evet belki dansa başlamışımdır. Havalar soğuk her vakit ve evet gene yazmaya başlamak

Göster bana!

Lodos gözlerime çarpıyor.

Bozuk pencerelerin kaçırdığı rüzgar kıçımızı dondururken, hala sevmek için nefes alıyorduk. Böyle dertlerden muzdarip bi ilkbaharda geliyorum. Sakın erguvanlara basma. Saçların ağlamaklı gibi. Dertlerimiz benzer. Benim de ahşaptan oyma bi masam yok, seninde. Benim de kimsem yok..

Bizim buralar böyle garip işte demek istiyorum nedense, ağlamaklı bi

Göster bana!

Ölüm mü? Orgazm mı?

imagesÖlüm kurtuluşu, daha çok hayata bağlıyor, diyorlar.
Bence, ölüm sonrası bilgisizliği insanları hayatta tutuyor.
Tanrı akıllıymış.
Ölümden sonra …
Ne olduğunu söylese herkes seçimini yapardı.
Böylesi bi durumda da tanrının tanrısı kaybolurdu.
Ve bilmemek insanları

Göster bana!

Tek Ünlemli Öz Geçmiş!

Mavi ve yeşilin kavgasını veriyorduk biz, insanlar kanlar içinde yüzerken. Bi yanda alevler, patlamalar vardı. Biz sessiz sedasız düşlerdik. Denizi çok severdim. Hayalimdi bi sahil kasabasının kimsesiz bir köşesinde deniz, evim, şöminem, kitaplarım. Fazla romantik biliyorum. Ömrümde ölene kadar yapacak en mantıklı şey bu diye düşünüyordum.

Göster bana!

Ben ki…

Kelimelerin anlamını yitirdiği bi yolda koşmak istiyorum sanki. Yaşanmışlıklar bir türlü kelimelere sığmıyor her virgülden, ünlemden birer göz yaşı düşüyor. Başı boş bi sokak bu. Karşıdan koşan anlam değil.


Yeni yapılmış parkenin üzerine dökülen su gibiyim, herkes küfür ediyor beddua okuyor. Sağ

Göster bana!

Bir beyaz arı.

Islak saçların gözlerime çarpıyordu, ben daha yeni yeni uyanmaya başlamışken. Bi insan yağmurlu bir günde neden beyaz çorap giyer ki. Bu günlerinde geride kalacağı boktan günler gelecek elbet, fakat burada sana çırpınmak çok güzel. Kirpiklerimi ıslatan saçların, her gün böyle sarıp sarmalar mı etrafı. Nasıl olurda bu sokaklar

Göster bana!

Kirpiklerinde Tuttuğun, Yağmur Renkli Bir Ritim.

Karanlığın çökmeye başladığı köhne İstanbul. Ne vapurlarından bir duman, ne denizinde martı.
Etek giyemeyen kadınların süslediği Karaköy sahili.
İnce ve uzun parmaklıların, gitarları.
Kirpiklerinde tuttuğun, yağmur renkli bir ritim.
Soğuk sobaların sonsuza uzanan kimsesiz bacaları. Ötekinin berikinin soluk ellerini ısıtamayan bu garip kahverengi.
Mandalina ve limon

Göster bana!

Yeşil Harley Ela Çamurlarda..

Böyle soğuktan titreyen parmaklar, sigaranın yaktığı uçları, belli belirsiz doğan güneş saçlarına dökülen kar. Evet buralarda, o da sahte biraz. Bir iki gün yağar biter. Simsiyah sahnelerde ki güneş zannedilen spotlar gibi. Belki de herkes bi spot gibi. Mesela bugün saat 5 oldu olacak. Yelkovan büyük bi hırsla

Göster bana!

Parmak uçlarımdaki yosun..

Uykunun dayanılmaz hafifliğine katılmak temennisi taşıyordum içimde. Bir hafta oldu, yarım saatlik uyuyor görünebildiklerim yeterli gibi geliyor bana. Yatağımda dönerken gözlerim kapalı, hiç bi anlamı yok sanki yönlerin. Gereksiz nefesler bunlar biliyorum. Aptallık belki de bu yaptığım. İstenmeyen insanların, istemediği insanım sanırım. Riyadan gözlerimiz görünmüyor. Ne kadar zorlasak

Göster bana!

Mektup

Karanlığım;

Boş ve soğuk odalarda, nefesimin yankılandığı bu sonbaharda sanki boğazım bir ipin ucunda sallanıyor. Sana kurmak istediğim kelimeler tek tek gözümden düşüyor. Yanaklarımı ıslatan damlalar beni titrettiğinden habersiz. Ne kadar vakit oldu saçlarının kokusunu çekmeyeli içime. Kuru bir özlem gibi gelmiyor bana artık telaşla çarpan kalbim.

Göster bana!