Dilim Sürçerse Affet Tanrım, Pelteğim

Eskimiş ruhlar pazarı gibi bir düş
Satılığa çıkan klimanjarolu bir kadın, yahut tespih.
Gündüzün pencereden uzanması içerilere
Odayı yakıp kavuruşu belki de bundan.

Sonsuzluğa özenmiş üstümüzde durup durur.
Aşağısında bir yaşam ölüp biter, yavaş!
Ayrılırken en ince renklerine bütünlüğüm
Cuma günleri tapınmam, belki de bundan.

Arsız, eğri büğrü bir kayalığın üstünden aşağılaraGöster bana!

o kadının adı yok

kum tanelerinin bile yayılışında bir mana vardır bir düzen , rastgele dizilmiş olduklarını mı düşünüyorsun sen hala .

ama efendim diye kesecek oldum sözünü , daha bitirmedim dedi gözleri sol alta kaydı kalbinini teğet geçip ( bunu herkes bilir , bir şey anlatırken ve ya anımsarken sol alta bakarız sonra

Göster bana!

Mor Saçlı Örümcekler

Sanırım en çok inanmak istemişim bütün bu sanrılara. Aslında çok komik tüm bunlar. Düşlediğiniz ama için için var olmadığına inandığınız her şeyi düşünün ve sonra bir gün her şeyden habersiz bunlardan bahsederek hepsini gerçekmiş gibi size anlatan birini bulduğunuzu. Sanırım ‘O’nu bulmak benim kırılma noktamdı. Sürekli düşünsem de bir şeyleri

Göster bana!

Baba Kız

Aile sözlük anlamının dışında benim ailem için aynı ifadeleri barındırmıyor.Her zaman kolay çiziliyor mutlu aile tablosu.Oysa içindeki kullanılan renklerin akışına bakmak kimsenin aklına gelmiyor.Benim babam hiç olmadı. Bu eşittir hiç kalbim olmadığı anlamına geliyor.Biz aile olmayı beceremedik.Bu ne demek biliyo musunuz? Parkta koşuşturan çocuğun yere düşünce kimsenin onu kaldırmaması gibi

Göster bana!

Benden bi kuple

Bu gün 26 Haziran 2016. Hayatımı mahvedicek olan adamla tanışalı tam 3 yıl olmuş. Dile kolay. Üç yıl. Bütün şarkılarımı, şiirlerimi, duygularımı, hayallerimi, umutlarımı tek bir adam üstüne kurdum ben. Tek bir adamı sevdim 3 yıl boyunca. Tek bir adamı tutkuyla öptüm ben. İlk kez birinin bana bu kadar yaklaşmasına

Göster bana!

Küf içinde

Bir..iki..üç.. çaaatttt.. bu kapı hep böyle zor mu kapanırdı acaba? bilmem ki.. ben geldiğimden beri böyle lanet kapı.. kim bilir belki bu kapı yüzünden çıktı eski kiracı, artık canına tak etti de bir gece yarısı bir..iki..üç çaaatttt yapıp gitti. Bir daha da dönmedi. Belki de komşular çıkardı onu evden. Yeter

Göster bana!

SAHİ YA YAZ OLSAYDI

Mevsimin kışa çaldığı bir akşamüstü, alışılageldik rutin güzergahımın aksi istikametinde ilerlemekteydim. Niçin cümle başlangıcında betimleme amaçlı havadan bahsettiğim ise tam bir okuma alışkanlığı deformasyonu.
Sahi ya yaz olsaydı ?
Birazdan bahsedeceğim olaylar dizisi değişiklik gösterir miydi.Bence,evet.


Çünkü hava grileştikte benim de ona ayak uydurasım geliverir hemen. İstemem heyecan,kıpırtı belki.

Göster bana!

Enstürmantal Sonbahar

Hayatımın en kötü zamanlarını yaşadığıma belki zaman geldi ve kendimi bile inandırdım, oysa o filmde yaşayan adamın dediği gibi “nereden biliyorsun hayatının geri kalanının en güzel gününün, bu kötü günler olmayacağını.” Ben bir piyanonun kenarında bekliyorum şimdi, evet belki dansa başlamışımdır. Havalar soğuk her vakit ve evet gene yazmaya başlamak

Göster bana!

yıldızların uzaklığına övgü

kargaşa.
anılacak günlerim olmadı mı benim?
ayaklarımın korkusuzca çiçeklendiği,
silahıma yapışıp sabahın serinliğini
beklediğim,
kuzey gemileriyle sağır olduğum günler,
sepet örmeyi unuttuğum günler olmadı mı?
ey geceyi ve kahverengi bir düzeni taşıyan ellerim!
yüzümün uğultusuyla şaşırtın beni.
o karanlık ormanı yangına vurun.
çünkü ben de kaçarken ardımda kalanları yakıyorum.
ama

Göster bana!

Ne Senindir?

Sahip oldukların, parayla aldıkların senin değildir.
Bak şimdi :
Hep bir yolculuk halindeyiz, değil mi?
Yolda iken yaptıkların, senindir.

Diyelim ki bir yeri temizledin, parlattın.
Yer senin değil; parlatmak, temizlemek senindir.

Diyelim ki bir ağaç diktin,
saksılarda güzel çiçekler yetiştirdin.
Hoş bir bahçe yaptın.
Dediler ki, “Haydi bakalım gideceksin”.
Korkma, git.
Bahçe

Göster bana!